Press "Enter" to skip to content

Tayfun Uslu Posts

Girişim – remote.com.tr

remote: uzaktan tam zamanlı, yarı zamanlı ve proje bazlı çalışma
remote: İstanbul gibi bir şehirde trafikte inanılmaz derecede saat ve enerji harcayan birçok çalışanın aklında olup ama bir yolunu bulup geçemediği iş türü

Türkiye’de sadece remote çalışma üstüne kurulan ilk iş platformu www.remote.com.tr yayına girdi ve platformda bulunan uzman adayları işverenlere remote olarak hizmet vermeye hazırlar. Tabii ki biraz reklam gibi yazıyorum çünkü platform eşim Nihan Ulaş Uslu tarafından kuruldu. Ama bu platformun hayata geçmesi ve yayılmasıyla birlikte hem uzmanlar şehir hayatının getirdiği birçok zorluktan kurtulacaklar, anneler çocuklarını bir bakıca bırakmadan işlerini yapabilecekler, işverenler de Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından işlerini görecek uzmanlara kavuşabilecekler.

remote.com.tr Türkiye’de remote çalışmanın yaygınlaşmakta olduğunun ama ABD’deki gibi bir yaygınlanmakta olmadığının farkında. Hem işverenlerin gözündeki remote çalışmaya ait belirsizliği ortadan kaldırmak, hem de uzmanların bir nevi remote çalışabilme yetilerini ölçmek amacıyla bütün uzman adayları ile video mülakat yapılıyor ve uzmanlar kendilerinin birkaç dakikalık özgeçmişlerini video karşısında anlatıyorlar. İşverenlerde ilanlarına başvuran uzman adayların bu videolarını görebiliyor.

remote şu anda uzman adaylarla mülakat aşamasında ve belli bir sayıya ulaşınca iş ilanı almaya başlayacaklar.

remote çalışmayı düşünür ya da işinizin yakınında bulamadığınız ama uzmanlığına ihtiyaç olduğu birisini arıyorsanız, mutlaka remote.com.tr‘yi ziyaret edin!

Güzel remote çalışmalar

Amerika’da Pilotluk Eğitiminde Sorun Oluşturabilecek Hususlar

Ocak 2019’da ABD’nin Florida eyaletinde St Augustine’de bulunan Florida Aviation Career Training’de 6 haftalık eğitim ve imtihan sürecinin sonunda Private Pilot License’ını aldım. Fotodaki uçak en çok eğitim aldığım Cessna 152. Kanımca çok kısmetli olduğum için, şükürler olsun, bu süre sadece 6 hafta oldu zira bu süreci çok daha fazla uzatacak bir sürü husus var.
PPL almak isteyenler için bu süreçte sorun oluşturabilecek hususları paylaşmak istedim ki, eğer mümkünse, bu olası sorunlarla ilgili önlem alınabilsin. Önlem alınamasa da bilinsinler. İşte o hususlar:

Bürokratik İşlemler:

– Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olarak ABD’de lisans karşılığı eğitim alabilmek için (Private Pilot, Instrument Pilot, Commercial Pilot gibi) M-1 türü bir vize alma ihtiyacı vardır. Bunu alabilmek için okulun i20 sağlaması ve bu i20 ile birlikte Türkiye’deki ABD Konsolosluğuna veya büyükelçiliğine başvurmak gerekiyor. Bu süreç birkaç hafta sürebilmektedir.
– Yalnız vize almak yeterli olmuyor, bir de TSA (Transportation Security Administration)’ya vizeyi aldıktan sonra başvurmak gerekiyor ve onlardan da onay almak gerekiyor.
– Bu da yeterli olmuyor, TSA’ya başarılı başvurudan sonra ABD’de okula varınca bir de orada bir yerden (yerel hükümet ofisi, vs…) parmak izi verip, TSA işlemlerini tamamlamak gerekiyor.
– Tabi ki bütün bu süreçler sırasında yanlış yapılan işlemler gecikmelere yol açacaktır. Mesela göbek adınız var ise o ABD’de First Name oluyor ve adınız Middle name oluyor. Her ismin pasaporttaki gibi olması gerekiyor.
-Bunlar dışında sağlık muayenenizin ilk solo uçuşunuzdan önce tamamlanması gerekiyor. Bazen kaldığınız şehirdeki doktorlar çok yoğun oldukları için etraftaki şehirlere gitmeniz gerekebilir. Mesela bizim kaldığımız St. Augustine’deki doktorlarda 1 ay boyunca yer yoktu, biz de 1 saat yol alıp, başka bir şehirden ertesi gün için randevu almayı tercih ettik.

Okul Seçimi:

– Sırf Florida’da 300’ü aşkın uçuş okulu var ama bunların çok az bir kısmı i20 sağlıyor yani sadece çok az bir kısmına gidilebiliyor. Okul listesini AOPA’nın websitesinden bulup, tek tek websitelerine gidilebilir.
– Okullara gitmeden önce hem uçak hem de uçuş hocası (CFI) müsaitlik durumlarını sormak gerekiyor ki gidince hemen uçuşlara başlanabilsin.
– Okula varınca tabii ki en kritik faktörlerin başında CFI geliyor. Genel olarak CFI’lar 1500 saatlik uçuş sürelerini doldurup, ticari şekilde mesleklerini sürdürmek isteyen 25 – 35 yaş arasındaki pilotlardan oluşuyor. Bazıları öğretmeyi seviyor, bazıları ise sevmiyor. Onun için iyi bir CFI bulmak kısmet işi. Hocanızı beğenmezseniz değiştirebilirsiniz ama CFI sıkıntısı olan bir dönemde yaşanıldığı için yeni hoca bulmak kolay olmayabiliyor. Okulu da tabii ki değiştirebilirsiniz ancak lojistik olarak çok kolay olmayabilir (aşağıda Kalacak Yer Seçimi altında ayrıntılı bir şekilde anlatacağım).
– CFI iyi çıktı ama ya uçaklar? Okulların hepsinin ticari kaygısı olduğu için, en az maliyetle işleri yapmak istiyorlar, onun için uçaklarda sorunlar çıkabiliyor, yani siz oradayken uçak tamir de olabiliyor.Benim başıma gelmedi ama benden önceki dönemde başkalarının başına gelmiş. Okula 100 saatlik ve yıllık bakım dışında uçakların ne kadar tamirde olduklarını sormak gerekli olabilir.

Kalacak Yer Seçimi:

– Bu konu da çok önemli çünkü kaldığınız yerde huzurlu değilseniz, çok yoğun okul programında yeteri kadar çalışamama, yeteri kadar odaklanamama durumu olabilir.
– Craigslist’ten baktığınız evler için SAKIN ama SAKINgörmeden ve şahsen ev sahibi ile görüşmeden para vermeyin. Bir sürü dolandırıcı var ve paranız uçabilir.
– Ev seçimi oldukça kısıtlı olabiliyor. 1-2 aylık dayalı döşeli ev bulmak oldukça zor olabilir. Bu konuda okula sormanızda fayda var, okulun beraber çalıştıkları ev sahipleri olabiliyor. Biz eşimle birlikte 76 yaşındaki bir hanım efendi ile birlikte kaldık. Kendi odamız ve banyomuz vardı. Mutfağı da ortak kullandık ve çok memnun kaldık. Okula 15 dakika mesafede olduğumuz için de okulun ilk ve son günleri hariç araba kiralamadık ve ev sahibinin sağladığı bisikletler ile okula gidip geldik. Yalnız bazı okul arkadaşlarımız benzer şartlarda çok memnun olmadılar çünkü ev sahipleri ile ilgili başka sorunlar yaşamışlar. Onun için şahsen gidip, görmeden karar vermemek gerekir.
– Otellerde de kalınması tabii ki mümkün ancak mutfak eksikliği belli bir noktadan sonra insanın canını sıkabilir.
– ABD’de arabasız hayat imkansız gibi birşey, onun için arada bir ya da sürekli araba kiralamanız gerekebilir. Araba kullanmak istemezseniz Lyft ya da Uber’i de kullanabilirsiniz.

Hava Durumu:

– Bu tabii ki daha çok nemli ve sıcak olan Florida için geçerli bir durum. Ev sahibimizin dediği şöyle bir söz var “İçinde R olmayan bir ayda Florida’ya gelmeyin” Yani September, October…. April” dışındaki aylar çok sıcak ve nemli. İçinde R olan aylarda da sorunlar var, thunderstomlar, havanın birkaç gün kapalı olması, muazzam rüzgarlar, sabah saatlerinde sis vs….
– Bizim kaldığımız 6 haftalık süre boyunca, yaklaşık 10günümüz (%25), hava koşulları yüzünden uçuşa elverişli değildi. Onun için planlamada bunları da düşünmek gerekecektir.
İletişim:
– İngilizce dilini anlamak ve konuşmak lisans başvurusu için şartlardan bir tanesi olmakla birlikte kuleli ve kulesiz havaalanlarındaki araçlar ile iletişim kendine has bir yapıda ve hızda oluyor. Trafikte ne denileceğinin tahmin edilmesi, ona göre hareket edilmesi için bol bol pratik gerekiyor. Liveatc.net bu pratik için çok faydalı olacaktır çünkü meydan turu sırasında yoğun bir havalimanında (Class D airspace gibi), inişte kaçıncı olduğunuz, kimi takip ettiğiniz, downwind’i uzatma emrini anlamanız gibi birçok talimatı anlamak ve tekrar etmek uçuş emniyeti için önem arz etmektedir. Uçuş yetisi olup da iletişimi yeterli düzeyde olmayan öğrenciler iletişimleri düzelene kadar solo uçuş yapamadı. Tabii ki her şey çalışmayla hallolur ve bu çalışmaya ne kadar erken başlarsanız, eğitim süreci o kadar kısa olabilir.
– Bu arada işin uzmanları bu kadar yoğun iletişim olduğu noktada Bose Noise Cancellation headset öneriyorlar ve gerçekten iletişim konusunda çok çok faydalı oldu.

Moral Destek:

– İnsanın ailesinden ve sevdiklerinden uzun bir süre uzak kalması çok kolay değil. Ben çok kısmetliydim, eşim ile birlikteydim. Ailemiz ve dostlarımız ile de sürekli whatsapp’tan ve e-mail ile konuşabildik.
– Bir de tabii ki Havacılık Duayeni ile iletişimde olmak çok faydalı oluyor, her türlü teknik moral destek sağlanmış oluyor!

ABD Florida Uçuş Okulu

Amatör ve Sportif Havacılığımız medeni ülkeler seviyesinde olmasa da, ülkemizde çok güzel gelişmeler oluyor. Benim şahsen gönüllü olarak katılma imkanı bulduğum  Sivrihisar Hava Gösterileri’nde Amerika, Avustralya ve Avrupa’dan (ve de Türkiye’den) çok çok önemli katılımlar oldu ve “oh be, ne güzelmiş bu havacılık” diyebileceğim bir airshow’a 35,000 kişi ile birlikte şahit oldum.

İnsan bir şekilde içinde olmak istediği havacılıkla ilgili belli başlı imkanları araştırıyor.  Türkiye’de ve Avrupa’da (Macaristan, Slovenya, Polonya’da uygun fiyatlarda) EASA PPL, UPL ve LAPL seçenekleri bulunmakla beraber benim bazı şahsi nedenlerden dolayı FAA PPL’ni almak isteğim oluştu. Tabii ki, bu çok önemli bir yatırım olduğu için belli başlı araştırmalar yaptım ve bu araştırmaları paylaşmak istedim ki bu yazıyı okuyanlar hem araştırma zamanından vakit kazansın, hem de belki araştırılmayan belli noktalar olursa, onların farkına varsın.

İlk olarak ABD’de nerede uçuş okulu diye sorulunca,  kış vakti (yaz sıcağında kavrulmadan) Florida tabii ki en önemli seçeneklerden biri oluyor. Bununla alakalı olarak şu linkteki çok güzel kaynakla nerede ne kadar çok VFR uçulabilir görme imkanınız var.

Görüldüğü üzere Florida’dan birçok yer listeye girmiş durumda ama arzu edenler için diğer eyaletlerde de eğitim imkanı var. Ben uçuş okullarını araştırınca en çok Florida civarındakilerin uluslararası öğrencilere yönelik olduğunu gördüm ve bu önemli çünkü M-1 vizesiz eğitime gidilemiyor (yani turist vizesiyle gidilmiyor). M-1 vizesini alabilmek için de okulun i20 diye bir doküman çıkarması lâzım. Durum böyle olunca benim araştırmam Florida eyaleti ile kısıtlı kaldı.

Peki uçuş okulunu nasıl bulacağız? Bunun için AOPA’nın websitesini kullanarak, Florida’daki okulları araştırmaya başladım ve şöyle bir kriterya uyguladım.

– Uçuş okulunun masrafı websitesinde belli olmalı
– Bu masraf $10,000’dan aşağı olmalı
– Okul uluslararası öğrencilere i20 verebilmeli

Bu arada programın hızlıca tamamlanabildiği (2 hafta’da ama önceden belli başlı ground school derslerinin tamamlanması şartıyla) Kingskyfa.com gibi okullar liste dışında kaldılar.

Toplam 193 okula baktıktan sonra, 4 tanesinin bu kritere uyduğunu gördüm.  Tabii ki kriterde değişiklik yapılarak (mesela sırf Cirrus ile içmek istiyorum diyen varsa, onlar için de okul var)

Private Pilot Certification Course Part 141


http://www.pilottrainingcenterhomestead.com/docs/Private-Pilot.pdf
http://www.usflighttraining.com/flight-training-courses.html
http://www.firstlandings.com/wp-content/uploads/2018/01/price_sheet.pdf

Bu okulların hepsinde Cessna 150 ve 172 kullanılıyor.

Okullara sorulabilecek bir sürü soru var, benim çıkardıklarım şöyle: Bir günde ne kadar sıklıkla uçulabiliyor, okul haftanın kaç günü açık, ground school’da az vakit geçirmek için önceden çalışılabilecek konular var mı?, ödemeleri uçmadan önce yapabiliyor muyuz, i20’yi 1 yıllık verebiliyorlar mı (vize en fazla 1 yıl verilebiliyor ve i20’nin süresi kadar olacağı için böyle bir durumda uçuş için 1 yıl içinde birkaç defa gidilebilir)

Eğitimi tamamladıktan sonra bildiklerimi paylaşmayı umut ediyorum.

Herkese iyi uçuşlar 🙂

T-6G Texan (Harvard) ile Gloucester’dan S.U.S.H.M.’ye

M.S.Ö. Havacılık ve Uzay Müze’mize katılan North American firmasının 1953 yılında ürettiği Happy Hour adlı Texan T-6G (Harvard) ile İngiltere Gloucester Havalimanı’ndan S.U.S.H.M.’imize 3 gün süren muazzam bir yolculuk yaşadım. En başta bu yolculuğu mümkün kılan Ali İsmet Öztürk Bey olmak üzere bütün S.U.S.H.M. gönüllü ve çalışanlarına, Ferry Pilot’u Guido Killing’e çok teşekkür ederim. Ne şanlısıyız ki, böyle çok çok güzel ve nadide bir uçak çok güzel bir tesiste çok özel uçak arkadaşlarıyla beraber yaşamaya devam edebilecek.

Yolculuğumuz Gloucester Havalimanı’ndan başladı. Genel havacılığın çok güzel yaşandığı, genel havacılık uçaklarının ve helikopterlerinin vızır vızır uçtuğu, yarım dönüm bahçesi olan bir restoranın bahçesinde insanların yemeklerini yerken gün boyunca oturup, inişleri kalkışları seyrettiği ne güzel bir havalimanı, hava parkı. Deniz geçeceğimiz için can yeleği gerekli, benimkisi eksik, ama sorun yok çünkü havalimanında satılıyor. Terminal binası yaklaşık olarak 200 metrekare, Bursa Yunuseli’ndeki kadar, yani gayet mütevazi ve yeterli.

Bu güzel havalimanından bulutlu bir havada Lüksemburg’a doğru havalanıyoruz. Bulutların içinde ilerlerken dış dünya ile tek bağlantımız Hava Trafik Kontrolörleri. Bizleri fazla yormadan 10,000 feette tutuyorlar ve Guido’nun dediği gibi tarihi uçaklara saygı gösteriyorlar. Çok birşey göremeden Lüksemburg’a yoğun rüzgar altında iniyoruz ve benzin ikmali yapıyoruz. Lüksemburg, yakıtımız uygun fiyatta ve işlerimiz hemen yapıldığı için burada duruyoruz.

Rüzgarlı Lüksemburg’dan Avusturya’da gümrüklü bir havalimanı olan (Romanya’ya gitmeden önceden gümrük işlemi yapmak gerekiyor) Wels’e doğru yola çıkıyoruz. Bu sefer yolculuğumuz çok güzel 2500 feette gidiyoruz ve Almanya’yı havadan çok güzel bir şekilde görüyoruz. Rhine vadisini, Almanya’nın üzüm bağlarını yakından görerek çok görsel bir uçuştan sonra Effengelden’e iniyoruz. Burası bir havacılık kulübü ve onlarca uçak park etmiş ve aprona birleşik restoranda insanlar yemeklerini yiyorlar, içeceklerini yudumluyorlar. Birbirleriyle tecrübelerini paylaşıyorlar, Alp’lerdeki yolculuklarından uçak içindeki telsiz kurumlarına, yağın kimyasal özelliklerinden tarihi uçaklara kadar.

Effengelden’den kalkıp, Weis’a iniyoruz ama hava kötü olduğu için geceyi Avusturya’da geçirdikten sonra sabah erkenden Romanya Arad’a doğru yola çıkıyoruz. Fotolarda da göreceğiniz gibi Alp’lerin içinden rüya gibi bir yolculuk. Arad’a varıyoruz biraz eskimiş olsa da Avgas ve gerekli teçhizatlara sahipler, onun için işimizi görüyor.

Arad’dan yola çıkış ve Bulgaristan üzerinden ilerleme. İnanılmaz büyüklükte tarım arazilerine, ondan sonra da sanayi arazilerine şahit oluyoruz.

Nihayet Çorlu’ya iniş ve memlekete geliş. Hemen güleryüzle karşılanıyoruz, işlemlemlerimiz hızlıca tamamlanıyor, yardımcı oluyorlar.

S.U.S.H.M.’ye yolculuk ve varış. Ne güzel sıcak bir karşılanma, tebrikler, gülen yüzler!!!

Happy Hour’ın arkasında yaklaşık 14 saat, bu tarihle beraber çok güzel coğrafyaları yakında görme imkanı.

Bu seyehat boyunca desteklerini esirgemeyen eşim ve aileme sevgiler!

Şükürler olsun 🙏

Fotoğrafları ve videoları buradan görebilirsiniz – https://www.facebook.com/tauslu/posts/10102926773803875

 

Managing – Harold Geneen – Kitap Tanıtımı

1961 yılında yıllık $765 milyon dolar geliri olan ITT’nin başına geçip, 1970 yılında yıllık geliri $17 Milyar dolara getiren, 80 ülkede 300’den fazla satın alma gerçekleştiren efsanevi Harold Geneen’in Yönetim ile ilgili kitabı, Managing, iş hayatı ile ilgili tecrübe ve görüşlerini anlatıyor. Kitabın ana konusu günün sonunda performansın en önemli şey olması ve yöneticinin de yönetmek zorunda olması. Tabii Harold Geneen yöneticilerini destekleyecek birçok altyapı kurmuş ama mentalite olarak yöneticilerinin yönetmesini istiyor (Management must manage) Aslında kitabı bu kadar kısa tutabilecek bir karakteri olan Geneen, bir sebepten dolayı (belki de yöneticiliğinin ötesinde paylaşmak ile ilgili bir sorumluluğunun olduğu düşündüğünden) kitabı daha uzun tutmuş ve aşağıdaki konulara dokunmuş.

Her bölümün başındaki kısacık cümleler kitap hakkında oldukça iyi bilgi verdiği için sözü Geneen’e bırakıyorum.

İşi yönetmek üzere “Bir kitabı baştan sonra okursunuz. Bir işi tam tersi şekilde yönetirsiniz. Sondan başlayıp, o noktaya ulaşmak için elinizden gelen herşeyi yaparsınız

Tecrübe ve Nakit üzerine: “İş dünyasında herkes iki türlü ödeme alır. Tecrübe ve para. Önce tecrübeyi edinin, para sonra gelir.

Şirket Organizasyonu üzerine: “Her şirketin iki türlü organizasyonu vardır. Resmi olan duvarlara asılıdır. Diğeri ise şirkette her kişinin her gün yaşadıklarıdır

Yönetici yönetmek zorundadır, yönetici yönetmek zorundadır, yönetici yönetmek zorundadır, kaç defa söylemeliyim?

“Önderlik öğretilemez, sadece öğrenilebilir

Şirket yöneticilerinin yakalanabilecekleri en kötü hastalık alkolizm değildir, bencilliktir”

Kitabın 14. ve en son kısmının tamamı şöyle:
Al Moscow did not think this chapter was needed in the book. But I did. Besides, I did not want to wind up the book with a Chapter Thirteen. So, we agreed to put in. 
This will be the shortest chapter in the book, and perhaps the most important. 
I think it is an immutable law in business that words are words, explanations are explanations, promises are promises – but only performance is reality. Performance alone is the best measure of your confidence, competence and courage. Only the performance gives you the freedom to grow as yourself.
Just remember that: Performance is your reality. Forget everything else. That is my definition of a manager is what it is: one who turns in the performance. No alibis to others or to one’s self will change that. And when you have performed well, the world will remember it, when everything else is forgotten. And, most importantly, so will you.

Good luck and good performance!
Harold Geneen
June 4, 1984

Sales Acceleration Formula – Kitap Tanıtımı

Yazılım satışı ile ilgili olanların haberdar oldukları Aaron Ross’un Predictable Revenue Kitabının tanıtımı bu sitede birkaç sene önce yapılmıştı. Bu alanda bir proje üzerinde çalışırken bu sefer de Hubspot’ın 0 dolardan 100 milyon dolara giden süreçte satışının başındaki Mark Roberge’in Sales Acceleration Formula kitabını okuma fırsatım oldu. Bu kitabın da ana konusu satışı başarılı ve tahmin edilebilir bir sürece çevirmek; Hubspot’ta yaptıklarına dair tecrübelerini okuyucularla bu kitapta paylaşıyor.

Satış kuvvetinin takır takır çalışması için kendisi 4 adımdan bahsediyor.

1) İşe alma
Bu aşamada ihtiyaçlarınızı belirleyip, kurumunuza göre en iyi sonucu vereceğiniz kişileri işe almak için bir süreç oluşturmak ve süreci sürekli olarak optimize etmeyi öneriyor.

2) Eğitim 
İşe alınan kişilerin hepsini aynı eğitime sokup bütün satın alma sürecinden geçmelerini öneriyor. Bununla ilgili aşağıdaki gibi satış sürecinden başlayıp, sunum ve pazarlıklara kadar odaklanan bir eğitim planı önermiş. En sonunda gördüğünüz gibi bir sınav ve sertifika var ki kişi hangi skorları aldığını görsün ki kuvvetli ve zayıf yönlerini bilsin.

Bu arada BANT’a göre de müşteri adaylarını tabii ki sınıflandırmayı da bilmeleri gerekiyor.

Budget: How much is the prospect able and willing to spend?

Authority: Who is the ultimate decision maker?

Need: Does the prospect have a problem your product can solve?

Timing: Is there urgency?

3) Satış Yönetimi

Satış ölçümleri nasıl olmalıdır sorusu akla gelebilir. Bu satışlar arttıkça değişen bir yapı olduğu için, kendilerinin geçtiği süreçler şöyle olmuş.
1) Av Planı (Getirilen müşterilerin kontratının değerine göre prim ödeme)
2) Müşteri başarı planı (Getirilen ve müşteri kalmaya devam eden müşterilere göre prim ödemesi yap, eğer müşteri kısa sürede giderse, primi geri al)
3) Müşteri adama planı (Müşteri her ay kaldıkça, her ay prim ödeme)
4) Şartlara göre satış sürecini iyileştir

Aşağıda kendilerin kullandıkları ölçüm yöntemlerinden bir örnek var.

4) Talep Oluşturma

İlk olarak Outbound Sales ile Inbound Sales arasındaki farkı çok güzel bir şekilde bir grafikle temsil etmiş. Aşağıda görüldüğü gibi Outbound Sales kurum için uygun kişileri bulur ve onların sorunlarına odaklanır. Inbound Sales ise doğası itibariyla sadece kendisine akmakta olan müşteri aday adaylarına (lead) bakar ve bunlar arasından kurum için uygun olanları filtrelemeye çalışır.  Lead’leri (müşteri aday adaylarını) gerek makale (whitepaper gibi), gerek vaka çalışması gibi paylaşımları okumak isteyen kişilerden oluşturuyorlar.

Satış temsilcileri (Inbound sales rep) belli bir noktada müşteri aday adaylarını Hesap Yöneticilerine (Account Manager) devrederler ama peki bu devir ne zaman olmalı? Müşterinin satın alma sürecinin önce sorunun eğitiminden başlayıp, daha sonra çözüm arayışına geçip, en son da çözüm seçimiyle bittiğini varsayarsak, en zengin müşteriyi (enterprise) en erken zamanda hesap yöneticisine yönlendirmeli, kobi türü müşterileri ise en sonlarda hesap yöneticisine yönlendirmek en etkin yöntem olabilir.

Yukarıda anlatılan 4 adım tabii ki her kurum için değişiklik gösterecektir ancak hazır başından geçmiş birinin tecrübelerinden faydalanmak isterseniz, Mark Roberge’in kitabını okuyabilirsiniz.

Bol kazançlar!

Google Yönetim Kaynakları

Dünyanın en önemli teknoloji şirketlerinden birini sadece teknik yetiler ile yönetmek mümkün değildir. Çok iyi bir programcı çok kötü bir yönetici olabileceği gibi, teknik yetisi kuvvetli / güçlü olmayan biri de çok iyi bir yönetici olabilir.

Google, çalışanlarının yeteneklerini ortaya çıkarabilmeleri için uygun ortamları oluşturmak üzere çalışmalar yapıyor. Bu çalışmaların en önemlisi yöneticileri eğitmek yani yöneticileri yönetici yapan görevlerin (hedeflere odaklanmak,  işe alımlarda önyargılardan etkilenmemek, çalışanların geri bildirimlerini düzgün almak gibi) gerektiği şekilde icra edilmesini sağlamak. Tıpkı açık kaynak kodların paylaşılması gibi, Google da yıllardır yaptığı çalışmaların sonuçlarını herkes faydalanabilsin diye umuma açık hale getirdi.

rework.withgoogle.com adresinden ulaşabileceğiniz bu kaynaklarda hem özel bir konu hakkında (takım hedefi koyup, bunu paylaşmak gibi) uygulamaya yönelik açıklamaları hem de yönetici eğitiminin en ince ayrıntısını veren dokümanları bulabilirsiniz.  Bütün kaynaklar vaka çalışmaları ile desteklenerek, teoriden pratiğe geçiş uygulamalarına dair örnekler veriliyor.

Bir yönetim manifestosu kabul edilebilecek bu kaynaklardaki bahsi geçen konuları sıralamak saatler alacağından, ilgi çekebilecek bazı konu başlıklarını belirtmek daha uygun olacaktır.

  • Google’ın yönetim şeklini daha etkin hale getirmek için başlattığı Project Oxygen makalesi
  • Duygusal Zekâ’nın tanımı ve önemi ile ilgili Daniel Goleman’ın HBR yazısı
  • Carol Dweck’in Mindset adlı kitabı
  • Yine HBR’ın Coaching Employees adlı rehber kitabı
  • Yöneticiliğin zararları ve yararları
  • Duyguların veri olarak kullanılması
  • Duygusal zekânın öğrenilmesi
  • Bireysel katkıdan yöneticiliğe geçiş
  • Öğretici ve kolaylaştırıcı olarak yöneticilik
  • En iyi şekilde geri bildirim vermek (Bağlam, bağlamdaki davranış ve onun etkisi)
  • Geri bildirim hataları

“İnsanlar işi değil, yöneticilerini bırakırlar” sözündeki yönetici iyi niyetimize rağmen biz olabiliriz.  Daha da iyi yöneticilerin bulunduğu kurumlar içinde çalışmak umuduyla.

 

Vocus.io – tekrarı azaltıcı gmail eklentisi

Vocus.io ile videoda görüldüğü gibi bazı e-mailleri hızlıca yazabilir, e-maillerinizin kimin tarafından açıldığını görebilir, e-maillerinizi Boomerang gibi daha sonra bir vakitte yollayabilir ve icabında e-maillerinizin takibini yapabilirsiniz. Kısaca daha verimli bir e-mail yönetimi için oluşturulmuş bir gmail eklentisi.

Aşağıdaki çeşitli özelliklere sahip olan Vocus.io, direk rakibiyle nasıl karşılaştığını sitesinde yazmış ve rakibinin sitesindeki fiyat listesine bağlantı bile vermiş.

Bütün bunların hepsini de sitede gezerken 1 dakika içinde öğrenebildiğiniz için (ürün nasıl çalışıyor, ne işe yarıyor, özellikleri ve fiyatı nedir) çok başarılı bir kullanıcı deneyimi oluşturmuşlar.

Tebrikler

Ateş Böcekleri Simülasyonu

Yukarıdaki videoda görüldüğü gibi ateş böcekleri eş zamanlı olarak yanıp sönüyorlar. Peki ateş böcekleri bunu nasıl başarıyorlar?

Bu sorunun uygulamalı cevabını ncase tarafından hazırlanmış ve Türkçe’de olan Ateş böceği simülasyonunda görebilirsiniz. Bu uygulamalı cevapta ateş böceklerinin sayılarını artırabilir, komşularıyla uyumlu hareketlerini yönlendirebilir ve çok güzel bir hikayeyi okuyabilirsiniz.

Bol aydınlıklı günlere!

Cryptocurrency, Bitcoin, Blockchain, Ethereum, Money …

Son yıllarda ismini duyduğumuz başlıktaki teknolojilerin manasını ve nerede ne işe yaradıklarını anlamak çok basit değil. Velhasıl Tim Ferriss‘in Nick Szabo ve Naval Ravikant ile birlikte yapmış olduğu söyleşi bu konulara epeyce bir açıklık getiriyor. Nick Szabo hem bilgisayar bilimcisi, hem avukat hem de cryptography ve sanal anlaşmalar üzerine çalışmaları var. Naval Ravikant’ta angel.co’nun kurucusu, yâni Silikon Vadisinde (dünyada) en çok girişim tanıyan kişi olabilir.

Bu söyleşideki yararlı olabilecek kavramlar soru ve cevap şeklinde şöyle:

Cryptocurrency nedir?
Cryptocurrency yâni şifreli para birimi paranın el değişiminin ve üretilme sürecinin şifreli olarak yapılmasıdır. Mesela cryptocurrency ile, birisi başka birisine para verdiği zaman, bunun reddedilemez bir kaydı oluşur ve bu kayıt şifreleme yöntemi ile güvenli olur. Böylece “o aslında bana para vermedi” denemez. Aynı şekilde kalpazanların sanal para basmalarının önüne geçme yolu da para basımının kaydının şifreli olarak güven altında tutulması ile mümkün oluyor.

Merkezi olmayan sanal para birimi nedir?
Bitcoin gibi para birimleri üretildikleri zaman bir merkez bankası tarafından basılmıyorlar. Bitcoin madencileri emek harcayarak bunları basıyorlar ama bu basımı yapmak için herhangi izne ihtiyaç yok. Yalnız bütün basımlar ve bütün para değişimlerinin kaydı dünyanın dört bir tarafında olan sunucularda tutuluyor (blockchain ile).

Blockchain nedir?
Jurassic park filminde bir sivrisinek fosili bulunur. Sivrisinek ağaç reçinesinin içinde kalmıştı. Sivrisinek ağaç reçinesi içinde olduğu için, ne kadar vakit geçse de sivrisinek hâlâ bir vakit önce onun içine girdiğini ve de açmak gerekirse içinden sivrisinek çıkacağını biliyoruz. Blockchain ile de bütün işlemler kayıt altına alınıyor ve etrafı reçineliniyor ki ileride birisi ben böyle birşey yapmadım derse, bozulmamış reçineyi gösterip, yapılıp yapılmadığını tespit edebiliriz. Blockchain sağlam bir şekilde işlemleri kayıt altına alma işlemi.  Bu reçinelerin bulundukları yerler ise Ledger (Defter-i Kebirler).

Madenci nedir?
Yukarıda bahsettiğimiz blockchain’e, yani reçineye daha da fazla reçine (block) koymak için bazı matematiksel problemlerin bilgisayar gücüyle çözülmesi lâzım. Bunları çözen kişilere hem sanal para birimi (bitcoin) hem de bir işlem ücreti veriliyor. Bu matematiksel problemleri çözenlere madenci deniyor. Peki niye herkes madenci olmuyor? Çünkü herkes için kârlı değil. Özel donanım tasarımları ile madencilik kârlı bir şekilde yapılabildiği için, çok az kişi madenci.

Bitcoin’in niye değeri var?
Öncelikle paranın iki tane özelliği var: 1) Paranın değer değişimini sağlaması. Mesela 1 saat çalışıp, 1 lira para kazanıyorsunuz. Ondan sonra o 1 lirayı bakkala verip gofret alıyorsunuz. Böylece para değer değişimini mümkün kılmış oluyor. 2) Paranın değer saklama özelliği: Mesela 100 saat çalıştınız ve hiçbir şey almak istemiyorsunuz ama çalıştığınız emeği ileride kullanmak için saklamak istiyorsunuz, bu da paranın değer saklama özelliği oluyor.

Bu özelliklere sahip olan Türk lirası veya ABD doları olduğu gibi, Bitcoin de olabilir. Bu üçünün ortak özelliği hepsinin sınırlı sayıda olması ve yukarıda sayılan özellikler sahip olması.  Sınırlı ve değerli olan her kaynağın bir maddi karşılığı oluyor.  Tabii ki bitcoin’in değerinin bir kısmı da bir yatırım sınıfı olarak görülmesi ve bazıları tarafından gelecekteki değerinin artacağına inanıldığı için şimdiden satın alınması ama bu bütün para birimleri içinde geçerli.

Ethereum nedir? 
Ethereum’da Bitcoin gibi blockchain altyapısını kullanan ama özellikle akıllı anlaşmalar da (smart contracts) daha fazla imkan sağladığı için bazıları tarafından daha değerli olabileceği bir sanal para birimi.

Bu tanımlar iyi güzel de, neye faydası var bunların?
Öncelikle merkezi olmayan ve güvenli olan bir teknolojinin şu avantajları var. Birisinden birisine para yollarken kimseden izin almanıza gerek yok. Merkezi bir otorite olmadığı için kısıtlamalar olmuyor. İkinci olarak sistem güvenli olduğu için kalpazanlık yok gibi, sahte para yok. Üçüncüsü akıllı kontratlar ile birlikte yedi eminlere ihtiyaç kalmıyor. Mesela bir araba alımında araba alımı gerçekleşince para otomatik olarak hesaba yatıyor (notere ihtiyaç yok!). Aracıların ortadan kalkması tabii ki masrafları da ortadan kaldırıyor.   Sigortacılıkta uygulamaları ise parametrik kontratlar ile olabiliyor. Mesela bir otel kendini sele karşı sigortalatıyor; aslında otelin sigortası gelir kaybına karşı. Bir sel olduğu zaman ve gelir kaybı bitcoin veya ethereum ile takip edilebildiği zaman, o zaman sigorta devreye giriyor ve beklenen gelirin altındaki ödemeleri yapıyor.

Atatürk’ün şöyle bir sözü vardır, “Kudret ve kabiliyetten mahrum olanlara iltifat olunmaz”. Eğer bu teknolojilerin gelişiminde mümkün mertebe yer almazsak bunlardan faydalanmamız hem az olacaktır hem de çok geç olabilir.