Press "Enter" to skip to content

Jeffrey Pfeffer’dan Makaleler

Bu blogda, daha önce Leadership BS adlı kitabını tanıttığım Jeffrey Pfeffer yıllar boyunca Business 2.0 adlı dergide aylık yazılar yazdı. Bu yazılarının bir çoğunu 2007 yılında What Were They Thinking adlı kitabında yayımladı. Bu kitabı satın almak yerine Business 2.0 adlı dergideki makalelerini arşivden okumayı tercih ettim çünkü hem bedava hem de link verebiliyorum 🙂

Aşağıda bu makalelerden bazılarının linklerini ve kısaca içeriklerini görebilirsiniz. İlgilendiğiniz konuda mutlaka linki de tıklayın çünkü makalenin aslında çok güzel örnekler bulunmakta.

Kurumlarımızın daha iyi yönetilmesi dileklerimle!

Şirketi kültürünü değiştirmek?

Şirketler epeyce bir parayı ve çabayı yazılım altyapısını değiştirmeye harcıyabiliyorlar. Bir çok zaman bunda da başarısız oluyorlar. Daha az çabayla daha fazla yararını görebilecekleri bir şey var: Kültür.

Öncelikle şirketin kültürü kötüyse değiştirilmesi çok uzun zaman almak zorunda değil. Gordon Bethune, From Worst to First kitabında, Continental havayollarının bir sene içinde kültürünü iyiye çevirdiğini görmüş. İkinci olarak kültürümüz iyiyse yazılımdan daha fazla yararlanıyoruz, kötüyse daha fazla zarar görüyoruz. Üçüncü olarak da devasa bir ERP sistemi değişiminde herkesin acı çekmesini bekliyorsak, herkesin mutlu ve etkin bir şekilde çalışacakları bir kültürü yerleştirmek içinde acı çekmek gerekirse çekebiliriz.

Neyi ödüllendirirsek onu elde ederiz?

Bir şirkette gecikme ihtimali olan bir projeyi son günlerdeki muazzam çabasıyla kurtaran yönetici mi daha iyidir yoksa diğer tarafta sorunsuz bir şekilde projesini zamanında bitiren yönetici mi? Aksiyon filmi beğeniyorsak birincisi daha hoşumuza gidebilir ama şirketin selameti için ikinci tür yönetici çok çok daha önemlidir. İkinci tür yöneticiyi ödüllendirmeliyiz çünkü neyi ödüllendirirsek o daha çok karşımıza çıkacaktır

Komisyon Günahı

Sadece komisyon temelli ödüllendirme ile çalışırsak o an satış yapmak ana amacımız oluyor. Uzun dönemli müşteri sadakatini düşünemeyiz çünkü müşteri o an alışveriş yaptı yaptı, komisyonu kaptık. Yapmadı veya yapmayacak gibi, hemen başka müşteriye yöneliriz. Böylece kurum olarak kısa dönemde daha fazla para kazanma ihtimalimiz olsa da uzun dönemde işler kötüye gidecektir. O anda ilgilenmediğimiz müşteri ileride müşterimiz olmayacaktır.

Hatta bir çalışmada öğretmenlere öğrencilerin notlarının artması karşılığında daha fazla para verildiğinde öğretmenlerin sahtekarlık yaptığı bile görülmüş. Komisyonu iyi ayarlamassak başımıza çok iş çıkacaktır.

Porter’ın yanıldığı nokta

Porter’ın rekabetçi güçleri ile belli bir piyasanın durumunu iyileştirmek için tedarikçiler üzerinde güç kurulabilir, piyasaya giriş bariyerleri patentlerle arttırılabilir. Bunlar, piyasanın iyileşmesi için işe yarayabilir ama bunların şirketlerin kendileri için bir manası yok. Porter’ın yanıldığı nokta şu: kötü bir piyasada iyi bir şirket olmak iyi bir piyasada kötü bir firma olmaktan çok daha iyi bir şey. Başkalarını örnek alarak en fazla onlar kadar iyi olabilirsiniz ama kendiniz doğru cevapları bulmaya çalışırsanız o zaman durum çok farklı olabilir.

Mesela ticari hava yolcusu taşıma piyasasında bir çok şirket zorluk içinde yaşıyor ve piyasa geneli olarak kârlılık yok gibi. Ancak ABD’de Southwest muazzam işler başarıyor. Düşük fiyatlı taşımacılık yapmalarına rağmen çalışanlarına piyasada en iyi maaşları veriyorlar.

Saatlik Çalışmanın Zararları

Freelance olarak çalışan kişilerde saatlik olarak çalıştıkları zaman çalışmadıkları saatler için kötü hissetme durumu oluşabiliyor. Çalışmadıkları her saatte para kaybettiklerini düşünüyorlar ve tatilde bile bu düşünce kafalarına girebiliyor. Bu durumdan çıkmanın yolu ise saatlik değil de proje bazlı çalışmak.

Comments are closed.