Press "Enter" to skip to content

Month: May 2016

Temple Grandin – Hayvanların Çevirisi: Otizmin Gizemini Kullanarak Hayvan Davranışını Çözmek

Temple Grandin ismini ilk duyuşum 2010 yılı yapımı Claire Danes’in oynadığı Temple Grandin filmi ile olmuştu. Bu film zihnimde çok yer etmişti çünkü Temple Grandin otizmini ve azmini muazzam bir şekilde kullanarak mezbaha endüstrisinde büyük değişiklikler yaptırdı. Tabii ki hayvanların kesimi çok hoş bir konu değil ama Grandin sayesinde şu anda ABD’de kesilen hayvanların yarısı çok daha düzgün şartlarda hayatlarını sürdürüyor ve sonlandırıyor. Burada milyonlarca hayvandan bahsettiğimizi belirtelim.

Çok çalışkan ve de öğretim görevlisi olan Templ Grandin’in çalışmaları yalnız ABD ile sınırlı kalmıyor, aynı zamanda şu makalesinde Musevilerin ve Müslümanların hem dini şartlarını yerlerine getirmelerini, hem de hayvanlara en az acı çektirmenin yollarını belirtiyor.

Scribd’de önerilen Temple Grandin kitabını görünce meraktan sayfalarını çevirmeye başlayınca kendinden emin, hiç laga luga yapmadan kendini ifade eden ve muazzam tecrübeleri olan bir insanla karşı karşıya olduğumu algıladım. Soluksuz bir şekilde bu kitabı okumaya başladım. Yalnız filmi çok güzel çevrilmiş, onu da izleyebilirsiniz.

İşte bu kitaptan bazı alıntılar:

  • Otistik olan Temple sadece görsel şekilde düşünebiliyor ve görsel düşünebildiği için hayatta bir çok şeyin daha bir farkına varabiliyor. Filmde bu sahneler çok güzel gösterilmiş, yukarıdaki fragmanda birazcık bunu görebilirsiniz.
  • Sıfır tolerans ile çalışmak bazen çok çok kötü oluyor. Mesela hayvanların hepsinin düzgün bir şekilde yönlendirilmesi gerekiyor ama bir yanlış hatada kurum kapatılırsa, kurum yöneticileri buna itiraz ederler. Kurum tekrar açılır ama bu sefer müfettiş hataları yazmaz ve sorunlar birikmeye başlar. Bunun yerine yüksek standard belirtilse (mesela %95 düzgün olacak gibi), o zaman o standartlara ulaşılır ve hatta geçilir.
  • Endüstride en çok sorunu sahada olmadan saha ile ilgili karar verenlerin oluşturduğunu söylüyor. Sahaya çıkmadan karar verilirse çözümler üzerine değil de ideolojiler üzerine tartışma yapıldığını belirtiyor.
  • Otistik insanlar ve hayvanların otistik olmayan insanlardan en büyük farkı gördükleri nesneleri oldukları gibi görmeleri. Onların daha önce oluşturdukları bir fikrin resmi gibi görmüyorlar. Hatta danışmanlık işinin en büyük parçası bu imiş, insanların göremedikleri şeyleri görmek
  • Bununla alakalı olarak mesela inekler gölgelerden korkarlarmış, karanlık yerlere girmek istemezlermiş. Tasarımda bunlara çok çok dikkat etmek gerekiyor ve en önemlisi de, hayvanların geçtiği yerden tasarımı yapan insanların da geçmesi gerekiyor ki hayvanların ne gördüklerini en azından birazcık görsünler ve ona göre tasarımlarını geliştirsinler.
  • Çiftlik hayvanlarının korktuğu bazı diğer şeyler şunlar: Su birikintisinden gelen yansıma, ses çıkaran zincirler, metal parçaların çarpışması, yüksek sesli gürültü, hava sızıntısı sesi, çitler üzerindeki herhangi bir elbise veya bez parçası

Bunların çok daha fazlasını (400 kilometrelik yolu bir kere uçarak hatırlayan kazlar gibi , sahibinin şeker seviyesinin düştüğünü haber veren köpek gibi) kitapta bulabilirsiniz.

Kitabın son bölümünde Aborjinlerin bir sözü iletiliyor. Köpekler bizi insan yapar Biraz daha geliştirirsek bu kelimeyi, hayvanlar bizi insan yapıyor. Onun için onların farklı olan davranışlarına ve akıllarına saygı göstermek gerek.

Tüm canlılara iyi yıllar

Kitap Tanıtımı – Creativity Inc


Pixar kurucusu ve başkanı Ed Catmull tarafından Amy Wallace ile birlikte yazılan Creativity, Inc. günümüzün en başarılı yaratıcı firmalarından biri olan Pixar’ın oluşumunu, tarihini ve sürekli olan gelişimini anlatıyor. Bana göre en iyi yönetim kitaplarından biri olan Creativity, Inc.’te yaratıcılığa giden yoldaki uğraşlar, başarılar, başarısızlıklar, sürekli olan değişim, sebat etmenin önemi ve daha birçok konu anlatılıyor. Bunun dışında kitapta Steve Jobs’un Pixar’a olan ilgisini, Pixar’ı satın almasını, korumasını, Pixar için kendi başına tasarladığı binasını Ed Catmull’un ağzından dinleyebilirsiniz.

Kitabın belli başlı konuları şöyle:

  • Hikaye her zaman teknik detayların önünde geliyor. Pixar’dakiler aslında işi sürekli olarak bir senaryo yapmak ve bunu animasyona dökmek. Bu senaryonun mümkün olduğu kadar kusursuz olması çok önemli çünkü teknik bir hata iyi senaryoda gözükmeyebilir ama kötü bir senaryo varsa, teknik olarak muazzam olsanız bile başarılı olamazsınız. 
  • Organizasyonel bir hiyerarşi olabilir ama iletişimde herhangi bir hiyerarşi olmamalıdır. Herkes istediğini herkese düzgün bir şekilde söylemeli ve içinde tutmamalı.
  • Her 2-3 ayda bir bütün filmleri Braintrust adı verdikleri bir komitede gözden geçiyorlar. Bu toplantılarda daha önce film çevirme tecrübesi bulunan insanlar yeni çekilen filmin görüntüleri hakkında yorum yapıyorlar. Bu yorumların samimi olması çok çok önemli onun için masa yapısını bile (hiyerarşi görüntüsü vermesin diye) değiştirmişler. Yönetmen tabii ki gene kendisi son kararı veriyor ama buradan gelen geri bildirim çok kıymetliymiş.
  • Mümkün olduğu kadar insanların hata yapma maliyetini düşürmeye çalışıyorlar ama insanlar tabii ki hata yapacaklar ve hatta yapmalılar da. Çünkü film çevirmek olmayan bir şeyi oluşturmak olduğu için, hiç adım atılmamış yerlere gidiliyor ve oralarda ne olduğu bilinmiyor. Tabii ki sıfır hata gerektiren endüstriler var, hava yolculuğu veya hastane gibi ama film çekimi böyle bir endüstri değil.
  • Korku gene var çünkü daha önce filmler hep 1 numara olmuş, onun için kalite standardı belli. Ama deneyerek bol bol hata yapılmalı çünkü önceden 1 yıl sonrasını planlamanın imkanı yok. Sadece deneyerek görebiliyorsunuz. Artı planlamaya çok vakit harcarsanız, o zaman o fikir başarısız olunca, onu bırakmak istemiyorsunuz.
  • İşi çeviren çarkları (yani başarısı belli olan çarkları) tabii ki sürekli beslemelisiniz ancak yeni oluşumlara da izin vermelisiniz. Çünkü ileride size daha fazla başarı getirecek olan bu yeni oluşumlardır. Yeni oluşumlar bebek gibidir ama gelecek de onlarındır.
  • Rastgeleliği kontrol etmemizin imkanı yok ama bunun olduğunu bilmek ve kabul etmek mümkün. Onun için de işimizde tahmin etmediğimiz şeylerin olacağını bilerek hareket etmek lâzım ve acaba şu anda neyi düşünmüyoruzu düşünmek gerek. Burada aktif adım olarak yapabileceğiniz bir şey, şirkette herkes bütün problemleri bilsin ki isteyen herkes istediği problemi çözüversin. Problemler büyük veya küçük olarak sınıflandırılsa bile o problemlere getirilen çözümlerin etkisi gelecekde çok büyük olabilir. Yâni amaç mümkün olduğu kadar çok sorun çözmek, böylece beklemediğimiz bir başka soruna belki cevabımız olabilir.
  • Pixar ekibi, kendi şirketlerindeki yaratıcılık oluşturma şeklini Disney ile birleştikten sonra Disney’de de yaptı. Oradaki ortamı değiştirip, insanların kendi ayaklarında kalkıp, kendi kendilerine çözüm üretmelerini sağlayacak bir ortam yarattılar.
  • Yaratıcılık çok ilginç bir olay çünkü nereye gittiğiniz veya hatta bir yere varacağınız bile belli değil. Ama ne olursa olsun sebat etmek çok önemli. Bu projeler başarısızsa bitirilmesin manasına gelmiyor ama zorluklarla karşılaşınca devam etmek çok çok önemli.
  • Kitabın son bölümü Steve Jobs’a ayrılmış ve Steve Jobs hakkında çok güzel şeyler söylüyorlar. Öncelikle Steve Jobs’ın yıllar boyunca değiştiğini, aslında inatçı değil, fikrini aksini görünce değiştirebildiğini belirtiyorlar. İş zekasının örnekleri olarak Pixar’ı Toy Story çıkmadan evel halka açarak şirket içerisine belli miktar para getirerek Disney’in (Michael Eisner zamanında) kıskacından kurtardığını, ilerleyen vakitlerde Disney (Bob Iger) ile birleşerek hem şirketin dağıtım konusunda önünü açtığını hem de çalışma şartlarını sabit tuttuklarını belirtiyorlar. Steve Jobs’un tutkulu insanları çok tuttuğu ile bir kaç hikaye de kitapta bulunuyor.
  • Kitapta kullanılan belli başlı özlü sözler ise şöyle:
    • Güven olmadan yaratıcılık olmaz
    • Zanaat bir şeyi yapmayı bilmektir, sanat ise zanaatı kullanarak beklenmeyen bir şeyi yapmaktır
    • Bir yöneticinin işi riskleri ortadan kaldırmak değildir. Risk almayı güvenli yapmaktır
    • Güven birisinin hata yapmayacağına güvenmek değildir. Güven birisi hata yapsa bile onlara güvenmeye devam etmektir.
    • Sorunları bulup bunları çözmek herkesin işidir.

Bu yazıda yardımı için Hasan Yasin’e çok teşekkürler