Press "Enter" to skip to content

Temple Grandin – Hayvanların Çevirisi: Otizmin Gizemini Kullanarak Hayvan Davranışını Çözmek

Temple Grandin ismini ilk duyuşum 2010 yılı yapımı Claire Danes’in oynadığı Temple Grandin filmi ile olmuştu. Bu film zihnimde çok yer etmişti çünkü Temple Grandin otizmini ve azmini muazzam bir şekilde kullanarak mezbaha endüstrisinde büyük değişiklikler yaptırdı. Tabii ki hayvanların kesimi çok hoş bir konu değil ama Grandin sayesinde şu anda ABD’de kesilen hayvanların yarısı çok daha düzgün şartlarda hayatlarını sürdürüyor ve sonlandırıyor. Burada milyonlarca hayvandan bahsettiğimizi belirtelim.

Çok çalışkan ve de öğretim görevlisi olan Templ Grandin’in çalışmaları yalnız ABD ile sınırlı kalmıyor, aynı zamanda şu makalesinde Musevilerin ve Müslümanların hem dini şartlarını yerlerine getirmelerini, hem de hayvanlara en az acı çektirmenin yollarını belirtiyor.

Scribd’de önerilen Temple Grandin kitabını görünce meraktan sayfalarını çevirmeye başlayınca kendinden emin, hiç laga luga yapmadan kendini ifade eden ve muazzam tecrübeleri olan bir insanla karşı karşıya olduğumu algıladım. Soluksuz bir şekilde bu kitabı okumaya başladım. Yalnız filmi çok güzel çevrilmiş, onu da izleyebilirsiniz.

İşte bu kitaptan bazı alıntılar:

  • Otistik olan Temple sadece görsel şekilde düşünebiliyor ve görsel düşünebildiği için hayatta bir çok şeyin daha bir farkına varabiliyor. Filmde bu sahneler çok güzel gösterilmiş, yukarıdaki fragmanda birazcık bunu görebilirsiniz.
  • Sıfır tolerans ile çalışmak bazen çok çok kötü oluyor. Mesela hayvanların hepsinin düzgün bir şekilde yönlendirilmesi gerekiyor ama bir yanlış hatada kurum kapatılırsa, kurum yöneticileri buna itiraz ederler. Kurum tekrar açılır ama bu sefer müfettiş hataları yazmaz ve sorunlar birikmeye başlar. Bunun yerine yüksek standard belirtilse (mesela %95 düzgün olacak gibi), o zaman o standartlara ulaşılır ve hatta geçilir.
  • Endüstride en çok sorunu sahada olmadan saha ile ilgili karar verenlerin oluşturduğunu söylüyor. Sahaya çıkmadan karar verilirse çözümler üzerine değil de ideolojiler üzerine tartışma yapıldığını belirtiyor.
  • Otistik insanlar ve hayvanların otistik olmayan insanlardan en büyük farkı gördükleri nesneleri oldukları gibi görmeleri. Onların daha önce oluşturdukları bir fikrin resmi gibi görmüyorlar. Hatta danışmanlık işinin en büyük parçası bu imiş, insanların göremedikleri şeyleri görmek
  • Bununla alakalı olarak mesela inekler gölgelerden korkarlarmış, karanlık yerlere girmek istemezlermiş. Tasarımda bunlara çok çok dikkat etmek gerekiyor ve en önemlisi de, hayvanların geçtiği yerden tasarımı yapan insanların da geçmesi gerekiyor ki hayvanların ne gördüklerini en azından birazcık görsünler ve ona göre tasarımlarını geliştirsinler.
  • Çiftlik hayvanlarının korktuğu bazı diğer şeyler şunlar: Su birikintisinden gelen yansıma, ses çıkaran zincirler, metal parçaların çarpışması, yüksek sesli gürültü, hava sızıntısı sesi, çitler üzerindeki herhangi bir elbise veya bez parçası

Bunların çok daha fazlasını (400 kilometrelik yolu bir kere uçarak hatırlayan kazlar gibi , sahibinin şeker seviyesinin düştüğünü haber veren köpek gibi) kitapta bulabilirsiniz.

Kitabın son bölümünde Aborjinlerin bir sözü iletiliyor. Köpekler bizi insan yapar Biraz daha geliştirirsek bu kelimeyi, hayvanlar bizi insan yapıyor. Onun için onların farklı olan davranışlarına ve akıllarına saygı göstermek gerek.

Tüm canlılara iyi yıllar

Comments are closed.