Press "Enter" to skip to content

Category: Kitap

Kitap Tanıtımı – Progress Principle


Teresa Amabile ve Steven Kramer’ın The Progress Principle adlı idare üzerine yazdıkları kitap en önemli işletme kitaplarından biri. Kitap için kullanılan veriler, 14 yıl boyunca farklı sektörlerdeki 7 farklı firmadan toplam 350 kişiden toplanmış. Bu kişiler şirketlerindeki yaşadıkları ile ilgili günlük tutmuşlar ve toplamda 10,000 günlük girişi yapmışlar.

Kitapta ölçüm olarak kullandıkları metod şöyle: Eğer kişinin içsel çalışma huzuru varsa, kişi daha iyi hisseder; böylece daha iyi sonuçlar ortaya çıkarır ve daha yaratıcı olur. O zaman bir yöneticinin en önemli görevi çalışanları için her gün içsel çalışma huzurunun oluşacağı ortamı yaratmak. Peki bu nasıl olur?

Günlüklere baktıkları zaman kişilerin bu olumlu duyguyu en çok aşağıdaki çizimde belirtilen ilerleme, besleyici ve ittirici durumlarda elde ettiği gözükmüş.

Kitapda 3 tane etken gösterilse de kitabın adının The Progress Principle – İlerleme İlkesi olmasının bir sebebi var.  Günlüklerdeki araştırmalarda, herhangi bir gün kişinin içsel çalışma huzuru varsa o zaman %95 oranında o kişi o gün bir ilerleme kaydetmiş oluyor. Besleyici ve ittirici faktörlerde bu oran %65’lere düşüyor. Yani besleyi ve ittirici etkenler önemli olsa da en önemli ve etkin olan ilke ilerleme kaydedilmesi.

Bu bilgilerin ışığında bir yöneticinin yapabileceği en önemli şey çalışanlarına her gün ilerleme gösterebilecekleri bir ortam sağlamak. İlerleme bir işde mesafe katetme olduğu gibi aynı zamanda ufak projelerin tamamlanması veya çok önemli keşiflerin ortaya çıkması da olabilir. Diğer etkenler için ne geçerli olduğu aşağıdaki çizimde gözüküyor.

Bu kitabın sonucu hafife alınmamalı çünkü yönetim ile ilgili binlerce fikrin uçuştuğu bir ortamda bu kadar uzun süreli ve kapsamlı bir çalışma yapan çok az eser var. Sonuçları ise basit gözükse de herkes şahittir ki şirketlerimizin çoğu bunların yanından bile geçmiyor.

Hepimizin daha güzel kurumlarda çalışması ve kurumlarımızı güzelleştirmemiz umuduyla

Kitap Tanıtımı – Mythical Man Month


Yazılımın her an daha fazla hayatlarımıza girdiği bu dönemde, yazılımla ilgili bir iş yapacak kişinin okuması gereken kitaplardan bir tanesi muhtemelen Mythical Man Month’dır. Yazılım yönetimi ile ilgili olarak teknik olmayan insanların anlayabileceği dersler veren kitabın yazarı Fred Brooks bu kitabı 1975 yılında yazmış olmasına rağmen, kitap hala çok ilgi çekiyor. İlgi çektiğini biliyorum çünkü Amazon’da 40 sene önce yazılmış olup ta, Kindle versiyonu 25 dolara satılan çok az kitap vardır.  Kitaba 1995 yılında ek bölümler ekleyen Brooks, kitap ile ilgili eleştrilere cevap vermiş (bunlar haklı, bunlar haksız diye). Kitabı okuyacak sadece bir saatiniz varsa 16 – 19. bölümleri okumanız epeyce yararlı olacaktır.

Kitapta konuşulan başlıca kavramlar
– Kitaba ismini veren Mythical Man Month’ın olayı şu: Bir proje geç kalıyorsa ve onu hızlıca bitirmek için projeye insan eklerseniz, bu proje daha da geç kalacaktır. Bunun sebebi projeye gelecek kişinin projeyi öğrenmesi gerekecek ve proje için gerekli olan iletişimi arttıracaktır. Bunların hepsinin zaman maliyeti vardır.
– Yazılım dünyasındaki etkinlik donanım dünyasındaki kadar hızlı artmıyor ve muhtemelen de asla artmayacak. Bunun sebebi yazılımın yavaşca gelişmesi değil, donanımın çok hızlı gelişmesi. Moore yasasını biliyorsunuzdur, 18 ayda bir santimetrekareye girecek transistör sayısı iki katına çıkar. Moore yasası onlarca yıldan beri geçerliliğini koruyor ama böyle bir gelişme yazılımda yok çünkü her yazılım kendine hastır. Aynı şeyin tekrarı yoktur.
– Yazılım dünyasında çok hızlı gelişim olmaması, yazılımda gümüş kurşun olmadığı manasına gelir. Tabii ki buna yaklaşan şeyler vardır (yüksek seviyeli diller gibi) ama bunları oluşmasını ve her şeyi yapmasını beklemektense bol bol normal kurşun kullanmak daha iyidir.
– Yazılım mimarisi ve uygulaması zor bir alan olduğu için, iyi yemekler geç piştiği gibi iyi yazılımlarda geç oluşabilir.
– Yazılım ile ilgili en önemli şey  Conceptual Integrity dediği yazılımın kavramsal bütünlüğe sahip olmasıdır. Yani, yazılım mümkünse tek bir kişi ya da benzer düşünen kişiler tarafından tasarlanmalıdır çünkü tasarımcının amacı hem yazılımı kuvvetli yapmak hem de kullanılabilir yapmak. Bu bir denge işidir ve bu sadece tek bir kişi ya da benzer düşünen kişiler tarafından ortaya çıkarılabilir. Aksi takdirde ya işlevsellik zarar görür ya da kullanılabilirlik (veya ikisi de)
– Kavramsal Bütünlük için demokrasiye ihtiyaç yoktur. İşi en iyi bilen, bu işi yapmalıdır. İşi bilen kişi isterse başkalarını dinleyebilir ama dinlese bile kendi kafasına göre takılmalıdır.

Kitapda yazılımın neden zevkli olduğundan (bir şey yapabilme zevki, yeni bir şeyler öğrenme zevki…) yazılım içi dokümantasyona, bilgi saklamanın faydalarına kadar daha birçok konu var.

İyi okumalar dilerim!

Zero to One Kitap Özeti

Peter Thiel, Paypal’in kurucusu ve yaklaşık 55 milyon dolar kazanıyor Paypal satıldığında. Sonra Facebook’a %10’u için $500,000 yatırıyor ve bu yatırımı kendisine yaklaşık  1 Milyar dolar getiriyor ki kendisi Yahoo’nun satın alma teklifine sıcak bakıyor (Facebook o zaman satılsa 900 milyon dolar daha az para kazanacaktı). Bunun dışında Paypal’deki arkadaşları Youtube, Linkedin, Yelp ve Yammer’i kuruyorlar ve hepsi 1 milyar dolar’ın üzerinde firmalar oluyor ve kendisi de Palantir’i kuruyor,  onunda yıllık cirosu 1 milyar dolar’a geliyor. Yani milyar dolarlara ve girişimlere aşina olan Peter Thiel, Zero to One diye bir kitap yazıyor. Ben de okudum ve okuduklarımı paylaşmak istedim.

Gelişme

sales2

İki türlü gelişme var, birincisi olağanı yaymak (küreselleşme gibi) , ikincisi ise 0’dan 1’e çıkmak gibi teknoloji ile çağ atlamak gibi. Teknoloji dikey ilerleme sağlıyor, küreselleşme yatay. Örnek olarak daktilo her ülkede satılınca yatay gelişme oldu ama microsoft word çıkınca dikey gelişme oldu. Dikey gelişmeyi de muhtemelen sadece girişimler yapabilir çünkü şirketler çok bürokratik. Tabi girişimler de tekel olmaya çalışmalı

Rekabet ve Tekel

Kendisine göre pazarda 2 türlü mücadele edersin, ya tekel olacaksın ya da rekabet edeceksin ve rekabet ederken uzun dönemde muhtemelen para kazanamayacaksın. Örnek olarak ABD’deki hava yollarını veriyor, ortalama 178 dolarlık bir biletten ellerine geçen kar 38 cent ama Google %21 net karla çalışıyor. Yani Google 50 milyar dolar gelirle 160 Milyar dolar gelirli bütün ABD havayollarının toplamından 3 kat daha değerli çünkü tekel.

Tekel’de para amaçtan çıkıp araç olmaya dönüyor ve uzun dönemde daha da para kazandırıyor çünkü uzun dönemli yatırım yapıyorsunuz (Obliquity adlı kitapta benzer bir kavram var). Mümkün olduğu kadar rekabetten kaçın diyor da tekel olmak için ne yapmak lazım. 4 tane madde koymuş ve bunlardan birini yaptınız mı tekel olabilirsiniz diyor.

1) Kendine özel teknoloji: Bir işi teknoloji ile en yakın teknolojiye nazaran 10 kat daha iyi performans gösteren birşey yapın diyor (Paypal bunu yaptı diyor ödeme kolaylığı için çünkü postayı ortadan kaldırdık ödeme için veya Amazon bunu yaptı, en büyük kitap mağazasının 10 katı daha fazla kitap seçeneği sundu (tabi kitapları da almadı, sipariş gelince o da sipariş verdi))

2) Ağ Etkisi: Daha fazla insan kullanınca daha değerli oluyor. Örnek tabiki Facebook. Tabi burada ilginç nokta ağın ufak olarak başlaması gerektiği (gene ufak pazarda tekel olabilirsiniz, sonra bu tekelliği yaymak gerekiyor)

3) Büyümeden gelen kazançlar: Özellikle yazılım firmalarında ek bir kopya satmanın maliyeti sıfıra yakın ama hizmet sektöründe bu böyle değil çünkü bir berber bir günde 30 kişiyi traş edebilir ama 40-50 kişiye 2 berber gerekir.

4) Markalaşma: Bugün Apple bir marka ve birçok firma mağaza tasarımlarından telefon tasarımlarına kadar bir çok şeyini kopyalıyor ama Apple’in markasının arkasında kendine has teknoloji gücü (tasarım gücü de denebilir), çok hacimli olduğu için ucuza ürünleri üretme gücü ve binlerce yazılım geliştiricisiyle oluşan ağ etkisi gücü var. Mesela Yahoo markalaşmaya çalışıyor ve diğer maddelerden bir tanesinde başarılı olmadan bunun mümkün olup olmadığını göreceğiz.

Gelecek

Aktif ve optimistik olmak lazım diyor ve geleceği biz oluşturacağız diyor, iyi bir geleceğin kendi kendine gelecek hali yok diyor.

 

Risk Sermayesi

Risk Sermayesi işinde tekel bulmak durumunda olduklarını belirtiyor ve tekel bulmazsak fon para kazanamaz diyor. Tekel’i bulunca da arkasına iyice para koymak gerekiyor diyor. Andreessen Horowitz 2010 yılında Instagram’a $250,000 yatırdı ve bundan 78 milyon dolar kazandı (312 katı) ama bu Andreessen Horowitz için iyi ama yeteri kadar iyi değil çünkü 1,5 Milyar dolarlık fon yönettikleri için $250,000 yatıracaklarsa 19 tane daha Instagram bulmaları lazım.

Risk sermayesinin işi o bir şirketi bulmak ve o şirket bütün fondaki diğer şirketlerin toplam değerinden daha fazla olmak durumunda.

Temel

Girişimlerin temelleri çok önemli çünkü en baştan sağlam değilse muhtemelen düzeltilemez diyor. Burada sağlam temel olarak Amerikan anayasasını veriyor, 1791’den bu yana sadece 17 tane ek konuldu diyor anayasaya.  Aynı şekilde şirketlerin temelleri sağlam olacak ki yaşayabilsinler.

Şirket ortakları evli gibi olacakları için daha önceden çalışmış olmaları çok önemli, böylece huylarını sularını bilirler. Yönetim kurullarının çok ufak olmasını öneriyor ve 3 kişi idealdir diyor. Girişimlerde çalışanlar mümkünse hepsinin full time olması ve mümkünse uzaktan bile çalışmasınlar diyor çünkü çok hızlı gidildiği için uzaktaki olayları kaçırabilir.

Ve girişimde kavga çıkmasını istemiyorsanız herkese ayrı görevler verin, şirket içinde rekabet olmazsa ileriye dönük daha iyi sonuçlar alabilirsiniz. Tabi ki beraber çalıştığınız ve işe aldığınız kişilerin dava insanı olması gerekli.

Satışın Önemi

sales

 

Bir kere en iyi ürüne sahip olsanız bile, kimseye ulaştıramaz veya kimsenin haberi olmazsa hiç bir işe yaramaz. Yukarıdaki grafikte satışın farklı masrafları gösteriliyor ve  sağ kaydıkça satılan ürünün fiyatı da artıyor. Ortadaki nokta ise kötü bir nokta çünkü oradaki müşterilere ucuzca ulaşmanız mümkün olmayabilir (örnek olarak bakkallara reklam yapmak isterseniz TV’yi kullanamazsınız çünkü para boşa gider diyor ama diğer pazarlama kanalları ile de onlara ulaşamazsınız)

İnsan ve Makina

İnsan ve makina’yı birbirine rakip görmektense (tabiki terminatör’deki gibi tehlikeler var ama teknolojik gelişme sağlamasak ta ayvayı yiyeceğiz (küresel ısınma, kirlilik, vs..) beraber iş yaptırabiliriz diyor ve bilgisayarlar ne kadar çok işlem yapabilseler bile hala bir fotonun kedi olup olmadığını anlamakta zorluk çektiğini söylüyor.

Kitapta daha bir çok noktalar var. (mesela Silikon vadisinde ki bir çok insanda Asperger sendromu olduğu için başarılı şirketleri kurabiliyorlar çünkü insanların ne dedikleri pek umurlarında olmuyor, kurduğu Palantir’in ABD hükümeti tarafından kullanıldığı gibi). Onları da kitabı okuyunca artık görebilirsiniz.